26-09-2016 Mehmet Rıdvan Kaçar

Nasıl daha iyi olabilirim? Eksiklerim nelerdir ve nasıl kapatabilirim? Hemen tüm sporcuların ortak kaygısı olan bu iki soruyu değerlendirmek istedim.

 

Bu konuyla ilgili, verebileceğim en kapsamlı ve doğru yanıt örnek bir sporcu olmaktır. Küçük çocukların mahalle aralarında top oynarken ismini söylediği futbolculardan bahsetmiyorum. Karakter ve yaşam olarak, etik değerler içerisinde "örnek" Büyüklerin çocuklarına rol model olarak gösterebileceği birer birey olarak yaşamak, sporcu olabilmenin temelidir.

 

Farklı meslek dallarındaki bireylerin, işlerine olan saygısı, işlerini iyi yapmasıyla doğru orantılıdır. Çok iyi ders anlatan birinin öğretmenliği, çok fazla bilgisi olan birine göre daha iyidir. Çünkü öğretmenlik, bilgi birikiminden ziyade, bilgiyi aktarmaya dayalı bir meslektir.  Sporculukta bunun gibi, yetenek ve çalışma unsurlarının aynı potada eritilmesidir. Sporcunun bilgisi vücudu, aktarımı ise çalışmaları ve sahaya yansıtmasıdır.

 

Her şeyden önce sporcu olabilmek, sonrasında ise "örnek sporcu" olabilmek, işinize duyduğunuz saygı ile doğru orantılı olacaktır. Vücudunuz, sermayeniz, ekmek kapınız. Ona duyduğunuz saygı kadar size yardımcı olacaktır. Bunun için de bazı "yalancı güzelliklerden" vazgeçmeniz gerekmekte.

Sezon içerisinde, gece hayatınızdan vazgeçin, gereksiz yere yorulacağınız sosyal aktiviteleri unutun. Sağlıksız beslenme, alkol, sigara, uyku düzeni bozukluğu vücudunuzun en büyük düşmanlarıdır.

 

Tüm bunları yapmakla yetinmek, sizi ancak "yapmamanız gerekenler listesine" uymakla yetindirecektir. Bir sporcu olarak asla elinizde olanlarla yetinmemeniz gerektiğini birçok kez belirttik. Daha iyisine, güçlüsüne ulaşmalıyız. Hedefimiz daima birkaç adım sonrası olmalı. Bunun için de, vücudumuzu korumamızın yanında güçlendirmeliyiz de. Gerçek bir sporcu için, düzenli ve yararlı bir kahvaltı yapmak, antrenmanlarından hocasının söylediği süre öncesinde yeme-içmeyi kesmek bir görev olmalı ve bilinçle hareket etmelidir. Bu anlattıklarım ya da hocalarınızın sizden istedikleri, aslında bizim değil, vücudunuzun sizden istedikleridir. Ben yalnızca bu yazımda sizi sizin vücudunuzun gerçekleriyle karşılaştırmak istedim.

 

Türkiye'deki spor kamuoyunun genel sorularından biri olan "Niçin yabancı oyunculara rağbet bu kadar yüksek?" Bu soruyu gerek halk, gerek hocalar, gerek spor yöneticiler ve bilhassa sporcular yüksek sesle sormaya devam ediyor. Sorunun demagojik bir yaklaşım ile "Türk Sporcuların önü mü kapatılıyor?" sorusuyla güçlendirildiğini çok kez gördük. Cevabım kocaman bir "HAYIR" olacaktır. Çünkü, yabancı sporcular, gerek aldıkları eğitim gerekse de kendilerine ve vücutlarına olan saygıları yüzünden, az önce bahsettiğim "YAPILMAMASI ve YAPILMASI GEREKENLER" listesini bir yaşam standardı haline getirdiklerinden dolayı hayata ve spora olan konsantrasyonları çok üst seviyede seyrediyor. Muhtemelen bu yazım Türk Sporcular tarafından öfkeyle karşılanacak olsa da, bırakın bari bu seferlik malumun ilanını, sezon ortası ya da sonuna doğru yaşadığınız sakatlıklar ve/veya form düşüklükleri değil, bizzat bir hocanız yapsın. Kendinize aynanın karşısında şu soruyu sorun. "Bu işi hobi olarak mı yapıyorum yoksa iş olarak mı?" Eminim bir kısmınız bu soruya hobi cevabı verecektir. Ancak, yine bir çoğumuzun günümüz koşullarında doktorlardan çok para kazandığınız gerçeğini düşünürsek, endüstriyelleşmiş bu spor dünyasında, bu işin artık "hobi" olmadığını ve gerçek bir meslek olduğunu kendimize söylemediysek hâlen, bu konuda çok geç kaldığınızı ve işin ciddiyeti konusunda kopukluk yaşamanızın yegane sebebi bu olduğunu üzülerek belirtmeliyim ki zaten ara ara gördüğümüz, gündelik antrenmanlardan bile kaçmak isteyen ve bunu hocasına normal bir durummuş gibi aktaran sporcuların, psikolojisini işin ciddiyetinden uzak olmaktan başka bir şeyle açıklamak mümkün değildir. "Hocam bugünkü antrenmandan erken çıkabilir miyim?" sorusunu soran sporcu adaylarına ben de şu soruyu sormak istiyorum "Neden kendine ve işine hiç saygı duymuyorsun?"

 

Bu saygının daha da önemli hâle geldiği noktalardan biri de antrenman ve müsabaka esnasında karşımıza çıkan örnekler. Yabancı sporcu konusuna tekrar dönecek olursak, maç esnasında olsun, antrenmanda olsun bu sporcular kendilerine ve işine olan saygısından dolayı hocalarına tam anlamıyla bir itaat hâlinde işlerini icra etmektedirler. Sözlerim yanlış anlaşılmasın. Az önce verdiğim örneklerinden, insan bedeninde ve psikolojisinde doğal birer refleks olarak ortaya koyduğu sonuçlardan bahsediyorum. İşine saygısı olan sporcu, liderinin gözünün içine bakarak, ondan gelecek bir direktifi anında yerine getirmek için tüm reflekslerini hazır tutarken, maalesef ülkemizdeki birçok sporcuda bu durum aksi yönde ilerlemektedir. Çok küçük ve komik sayılabilecek bir örnekle durumu açıklamak isterim. Ek Antrenman konduğunda, sporcularımız maalesef bu durumu sorgulama kalkmaktadır. "Ne eksiğimiz var ki?" düşüncesi yerine, işine saygı duyan diğer sporcular gibi, hocalarının verdiği direktifi anında yerine getirme yöneliminde bulunulsa, zaten bir ek antrenmana gerek dahi duyulmayacaktır.

 

Arkadaşlar, artık okullarınızda ki herhangi bir spor dalına yeteneği olan "altın çocuklar" değilsiniz. Her biriniz birer sporcu/sporcu adayısınız. Bu sizin mesleğiniz. Hayatta aldığınız her karar sizi kalan tüm yaşamınızda etkilediğini düşünürsek, meslek seçiminin ciddiyetini kavramınız daha önemli bir yer tutmaktadır. Artık eğlenceyi, "küçük yaramazlıkları" off sezona bırakmalı, "Antrenman" dediğimiz kavramın günün 24 saatine yayıldığını anlamalısınız. Özel hayatınız mı? Maalesef seçtiğiniz meslek bu konuda da düzenlemeler gerektiriyor. Tekrar etmemiz gerekirse artık spor "endüstriyel bir alan". Tıpkı, maaşlarınızın geç yattığında hissettiğiniz o kötü duygu, sizden daha fazla maaş alan yabancı sporculara karşı hissettikleriniz gibi.

 

Bu yazıda anlatmaya çalıştıklarım, çok özel ya da gizli bilgiler değildi. Hepinizin aslında çok iyi bildiği şeylerdi. Ben sizler için Amerika’yı bir kez daha keşfetmeye çalıştım, hepsi bu. Eminim, bu yazdıklarımdan sonra, "malum olan gerçekleri" bir kez daha düşünecek ve, yabancı sporculara olan meyli anlayacaksınız.

 

Hepinize sakatlık geçirmediğiniz bir sezon dileğiyle.

 

Atletik Performans Koçu Mehmet Rıdvan Kaçar




Mehmet Rıdvan Kaçar Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler